İçkinin zararlarını hepimiz biliyoruz. Toplumun ahlakını bozan temel nedenlerden biridir içki. Her türlü belanın başlangıcıdır müsebbibidir. Ve daha sayamadığımız bir çok olumsuzluklar. Peki ya spor; spor ahlaktır, iyi bir uğraştır. Spor hakkında söyleyebileceğimiz sözlerin hemen hemen hepsi olumlu ifadeler içerir.
Şimdi gelelim asıl derdimize; A Milli Takım, güzel ülkemizi en iyi temsil edenlerden biri. Güzel başarılara imza atmış ve bizim gurur kaynaklarımızdan. Futbol ilgi ile izlenen bir spor dalı ve konu milli takım olunca bu sporu sevmeyenlerin bile tv başına oturup heyecanlandığı bir dal. Gençlerimize örnek teşkil edecekken, milli takım aracılığı ile belaların belasına müptela etmek için bir uğraş var sanki.Hangi mantık içkinin reklamının milli takım aracılığı ile yapılacağını kabul eder? Ağzına tek damla içki bile almayan futbolcuların eşofhmanlarının arkasında malum içkinin reklamı var. Bu nasıl bir zihniyettir ki bu reklam kabul edilir ve gençlerimize örnek olan milli takım aracılığı ile içki reklamı yapılabilir.
O kadar üzülüyorum ki bu duruma ve yakın gelecekte formalardan inen reklam örnek insanlar aracılığı ile ellere alınacak ve ayyaş bir nesil yetişecek. “Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek” diyerek Mehmet Akif’in seslendiği Çanakkale Şehitleri yani bizim dedelerimiz acaba bu duruma ne derdi? Onlar içki reklamlarıyla kurtarmadı bu ülkeyi ama şimdi… Bu ne yaman çelişki!
bu ne yaman çelişki! Cuma, Mar 30 2007
Uncategorized 3:53 pm
Bir Resmin Arkasına Yazılmış İdi: Pazar, Mar 11 2007
Uncategorized 11:26 am
Kiminin yad-ı ihtiramı kalır,
Kendi gittikte canişini olur;
Kiminin bir yığın meberratı
Toplanır, heykel-i metini olur;
Kiminin de olanca hatırası,
Böyle bir saye-i hazini olur!
Mehmed Akif Ersoy
”Mekanı Cennet Olsun!”
okuma-yazma öğretebilmek… Pazartesi, Mar 5 2007
Uncategorized 5:59 pm
Okuma-Yazma öğretimi tekellüflü bir iştir. Okuma-Yazma istidatı olmayan, bir çok şeyden bi-haber yavrular vardır karşınızda. Daha sabidirler. Vicdandan yoksunsanız yapamazsınız bu görevi. Şefkattir ilk şart. Çünkü şefkat; bütün envaıyla latiftir, halistir, ivazsızdır.
Evet; başlangıcı şefkat olan bu yolda öğretilen her harfin mutluluğu binler harf hükmündedir ve okumaya geçtiklerinde ki mutluluk ise layemuttur, çok senelerdir.
Yavruların öğretmen üzerindeki tesiratı çok muhteliftir. Nasıl ki; bilgisayarlar zahiren birbirine benzer, fakat; ihtiva ettikleri parçaların kalitesi bakımından birbirine muhaliftir. İşte; öğrencilerdeki istidat öyle mütefavittir.
Öğretmen; her yavrunun okuma öğrenebilmesi için istidatı az olanlara ayrı ilgi göstermekle mükelleftir. Eğer bu ilgiyi göstermezse, alakayı keser hodendiş bir kişiliğe bürünürse, yavrucağın hakkını manevi cerihalarla ödemek zorunda kalır. O cerihalara tiryak ve merhem olacak yoktur.
Madem Okuma-Yazma Öğretimi bunları gerektiriyor, mesleğinin amaçlarına müteveccih olan öğretmen, yavruların başarısına mazhar olur.